PAYLAŞ
Sadece Üniversite Öğrencilerinin Anlayabileceği 10 Durum

Gelişen teknoloji, artan okuryazar oranı ve eğitim imkanlarının iyileştiği bu çağımızda neredeyse liseyi bitirenlerin %80 inden çoğu üniversiteye herhangi bir bölüme yerleşebiliyor. Durum böyle olunca bütün şehirlerimizde en az bir üniversite mevcut. Hangi şehirde hangi üniversitenin olduğunu daha önce yazdığımız haberimizde OKUYABİLİRSİNİZ. Yıllarca lisede çalışıp didinip hayalini kurduğumuz üniversiteler için “Sadece Üniversite Öğrencilerinin Anlayabileceği 10 Durum”yazısını hazırladık.Bu yazıda yazılanların birçoğu daha lisede olan okurlarımız tarafından biraz saçma ve anlamsız bulunabileceği gibi üniversitede okumakta olan ve üniversiteyi bitirenler için ise çok tanıdık  ve komik gelebilecektir. Şimdiden keyifli okumalar.Varsa eklemek istediğiniz yorum kısmında bizimle paylaşabilirsiniz..

1-Hayal Edilen Ortam Ve Gerçekte Olan

Hayal Edilen Ortam Ve Gerçekte Olan

Lise yıllarında hocalarımızın bizleri motive etme amaçlı söyledikleri tatlı yalanlarla bize övdükleri üniversiteye girince durumun anlatıldığı gibi pek iç açıcı olmadığını anlamakla başlıyor üniversite hayatımız. Özellikle Çoğumuzun devlet yada özel yurtlarda kalma ile başladığı barınma mevzusu hiç de beklediğimiz gibi olmayıp bir iki arkadaş bularak eve çıkma ile birazda olsa istediğimiz gibi son bulur. Gel gelelim sosyal olma mevzusuna: Üniversiteye gitmeden önce özellikle erkek öğrencilerin ‘kanka ben bi Üniversiteye gideyim en az 10 kızla çıkacağım’ deyip kendi sınıfından bir kızla çıkarak bu ihtimali öldürdüğüne hepimiz şahit olmuşuzdur.Popüler olma adına yapılan kitap okuyormuş gibi görünerek sürekli koltuğunun altında bir kitap taşımak,tartışmalarda yazarlardan alıntı yaparak konuşma, sınıf içinde her olayda öne atılma,arkadaşlarına sürekli kantinde bir şeyler ikram etme yarışı vb. bir çok durumun fiyaskoyla sonuçlanmasıyla bunlarda terk edilir.

2-Vize ve Final Günleri Çalışma Programları

Sadece Üniversite Öğrencilerinin Anlayabileceği 10 Durum

Liseyi bititipte üniversite de artık ders çalışmayacağım yatarak okulu bitireceğim meselesi de kısmen doğru kısmen de yanlış bir söylem. Çünkü bütün dönem boyunca fark etmediğimiz derslerin sınavlarının da olabileceğiniz sınava bir iki gün kalınca öğreniyoruz. Genelde sınıfın inek diye tabir edilen en çalışkan öğrencisi ile arayı hoş tutma ile başlayan bu süreç  sınavdan birkaç saat önce alınan notlara bir göz gezdirmekten ibaret bir sınava girer. Bu tiplerin daha sorumsuz tipleri ise aldıkları notu birkaç gün sürekli yarın çalışırım diye erteleyip en son sınav sabahına ayarladığı telefonun sesine uyanmayıp sınava çalışmadan girenlerdir. Fakat bu çoğu zaman büyük bir hüsranla sonuçlanır. Bazen büt, Bazen yaz okulu bazen de okulu uzatmaya kadar götürebiliyor. Tabi bunun farkına genelde son sınıfta varılır. O zaman öğrenci olduğunu anlayıp çalışmaya başlar lakin yeterli olmaz ve sonuç Hocaların odalarında saatlerce süren yalvarmalara sahne olur.

3-Büyük Hazine (Memleketten Gelen Yemek Kolisi)

Memleketten gelen harika ev yemekleri

Özellikle devlet ve özel yurtlarda rahat etmeyip macera peşine düşüp iki üç arkadaşı ile eve çıkanların bildiği bir durumdur. Çünkü bu evlerde dolap çoğu zaman ya boş olur ya da yemekten gına gelmiş makarna ve yumurtalardan ibarettir. Eli öpülesi annelerin ”oğlum orada ne yer ne içer. Yemek yapmasını bilmez. O orada aç iken benim boğazımdan bu yemekler nasıl geçer.” söylemleri ile babaları ikna edip evde yaptığı leziz börek, çörek, sarma vb… ile hazır aldığı memlekete özgü gıdaları itina ile paketleyip buraya gönderir. Bir iki hafta öğrenci evi bayram yerine döner. Hatta evde kalan kişi sayısında beklenmedik artışlar da yaşanılır. Lakin bu fazla sürmez en fazla bir iki hafta içerisinde yine makarnaya talim olurlar.

4-Yediğiniz Yemeklerin Günlerce Aynı Olması

Makarna

Öğrenci evinde kalanların yemek konusunda pek fazla bir alternatifleri olmadığını hepimiz biliyoruz. Gel gelelim öğrenci evinde sofrada eksik olmayan yemeklere; Bu yemekler sabah kahvaltısı ile başlayalım. Sabah kahvaltısı genelde sadece hafta sonundan ibarettir. Çünkü hafta içi sabah saatlerine kadar yatmayan ve sürekli sosyal aktivitelerle meşgul olan bu gençler sabaha birkaç saat kala yatıp derse de çoğu zaman geç kalırlar. Bu nedenle kahvaltı kavramı onlar için kantinde bir poğaça ve çay ile yapılır. Hafta sonu ise öğleye kadar yatılır. Daha sonra kalkıp bir çay demlenir. Evde hamaratlı olarak bilinen bir arkadaş patates kızartması veya menemeni yapar. Bu şekilde akşama kadar idare edilir. Akşam ise yapımı en kolay ve en uygun fiyatta olan makarna ve hazır çorba öğrencinin en değişmez ve lüks yemeğidir.

5-Bursunuzla Bir Türlü Çakışmayan Faturalar

Öğrencinin en önemli gelir kaynağı olan devlet tarafından verilen burslardır. Bu burslar genelde ayın 7’sinde verilir. Bütün planlarını bu bursa göre yapan öğrenciler bursu aldıktan sonra kendini ya bir iddaa bayisinin önünde bulur ya da bir restoranda arkadaş grubu ile felekten bir gün çalmakla bulur kendisini. Hal böyle olunca tüm ay biriken faturalar unutulur. Özellikle kış aylarının çetin geçtiği bir şehirde ise doğal gaz kesintisi kaçınılmazdır.

6-Ev Sahibi ile Sürekli Papaz Olma Mevzusu

Öğrenci evine çıkan her bireyin şüphesiz yaşadığı sıkıntıların başında ev sahibi ile yaşanılan sorunlar gelmektedir. Ne hikmetse ev sahipleri genelde yaşlı ve dindar diye nitelendirilen hacı amcalardan oluşur. Hal böyle olunca ev erkek evi ise gelen kızları, kız evi ise de gelen erkekleri sorun etmektedir. Bunların yanında geciken kiralar, evdeki gürültü ve eve bir zarar verilir korkusu ile ev sahibi tarafından zamansız yapılan ve sonu ahiretlik sorgu ve suallerle biten ziyaretleri unutmayalım.

7-Alışveriş Yapılırken Edilen Pazarlıklar

Öğrencinin parasının olmadığını ve bu şekilde hayatını idame ettiğini hepimiz biliyoruz. Yukarıda da belirtiğimiz üzere öğrencilerin önemli gelir kaynağı olan burslar çabucak tüketildiğinden dolayı öğrenciler az para ile çok şeyi alma peşine düşer. Bu aldıkları şeyin sağlam ya da rahat olmasına gerek yoktur. Onlar için tek bir olgu var o da ucuz olmasıdır. Bu nedenle öğrenciler genelde ikinci el eşyaların satıldığı yer olan Mezatçılarda birkaç kuruş daha indirim felsefesi ve biz öğrenciyiz abi gibi acıtasyonlarla en ucuz şekilde o eşya alınır.

8-Kısıtlı İmkanlarla Hayatta Kalma Çabası

Yukarıda sıraladığımız maddelerden de anlaşılacağı üzere öğrenciler bir çok sıkıntı ve sorunla baş ederek üniversiteyi bitirmeye çalışır. Bazen doğal gaz kesilir sabaha kadar üşümemek için halaylar çekilir, ısınma hareketleri yapılır ve donmamak için bir kaç battaniye ile yorgana sarılarak film izleme ile sabah edilir. Bazen de elektrikler kesilir mumla idare edilmeye çalışılır. Hele bir de telefonunuzun şarjı yoksa ve sürekli yazıştığınız bir varsa saatlerce bir kahvede priz başında oturup bir çayla geceyi bitirmeye çalışırsınız. Su faturaları da genelde 3-4 ayda bir geldiği için farkına bile varılmaz sene sonunda hiç hesapta olmadığı halde toplu ödemeyle bu işin de üstesinden gelinir.

9- Bitmeyen Çile “Ulaşım”

Ülkemizin hemen her yerinde temel sorunlardan biri olan ulaşım özellikle üniversite öğrencileri için daha büyük bir sorun haline gelmektedir.On binlerce öğrencinin olduğu üniversitelerde çoğu fakültenin derslerinin aynı saatte başlayıp aynı saatte bitmesinden dolayı otobüs durakları bir an önce evlerine gitmek isteyen öğrenciler tarafından mahşeri bir kalabalığa dönüştürülmektedir. Bunu daha az seferle daha çok öğrenci götürme prensibine sahip şoförler tarafından fırsata çevrilmesi otobüs içlerinin iğne atsan yere düşmez deyiminin gerçekleşmesini sağlıyor. Hele yağmurlu ve soğuk kış günlerinde yetersiz kalan otobüslerin önünde bekleyen ve bitmek bilmeyen kuyruklardan sıkılan öğrenciler biran önce gitme çabasına girince otobüslerin içinin ana baba gününe döndüğünü ve bu durumdan herkesin şikayetçi olduğuna hepimiz tanık olmuşuzdur. Hele şoförün bir söylemi var buna tepkisiz kalan yoktur her halde : Azıcık arkaya doğru ilerleyelim… 🙂

10-Yardımlaşmanın Sınırsızlığını Görürsün

Gerek evde gerek yurtta kalan öğrencilerin samimi bir arkadaşlıktan sonra genelikle şahsi elbisesi ve kendisine ait bir dolabı olmaz. Çünkü aldığınız bir elbise arkadaşınız tarafından ilk giymenizden sonra arkadaşınızın hayırlı olsun ne zaman giyiyoruz söyleminden sonra o elbise artık o evin ya da arkadaş grubunun ortak malı olmuştur. Özellikle bir kızla ya da erkekle ilk buluşmasına giden bir arkadaşınız varsa onun baştan sona giydirip süslemek hatta parası yoksa cebine harçlık koymak boynuzun borcu olmuştur artık. Çünkü biliyorsunuz ki bugün ona yarın bana 🙂

 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen, Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz