Elif Kübra OĞUZ ve Can Oğuz
Elif Kübra OĞUZ ve Can Oğuz

Sevgili Gezgin Elif Kübra OĞUZ kaleminden kendisi ve seyahatleri hakkında ki bu yazıyı mutlaka okumalısınız.

Hep dediğim bir şey var.. Ruhum Evliya Çelebi.. Gezmek ; özgürlük benim için.. bizim için… Çünkü ben böyle düşünürken önce sevgilim sonra eşim olan Can gezmeyi sevmeseydi her şey çok zor olurdu.

Seyyah Elif Kübra OĞUZ
Seyyah Elif Kübra OĞUZ

İkimiz de dağları, şelaleleri, gölleri, zirveleri, kanyonları çok seviyoruz. Kendimizi iyi ve güçlü hissediyoruz.  En çok da bir tarihçinin kızı olduğumdan mütevellit müze ve kaleleri çok zevkle geziyoruz. Tarihi yerleri gezmeden tarihçesini varsa hikayesini, kimlerin yaşadığını, neler olduğunu araştırıp, okuyup bilinçli gezmeyi çok seviyoruz. İkimiz de öğretmeniz. Ben lise de felsefe öğretmeniyim. Eşim Can ilkokul öğretmeni…

Ruhum Evliya Çelebi
Ruhum Evliya Çelebi

O yüzden genel de hafta sonları, ara tatil ve yaz tatilleri bizim için yeni maceralar demek. Gezmek kesinlikle insanı yeniliyor, dinginleştiriyor, özgür hissettiriyor. Öğrencilerime ve beni takip eden insanlara güzel fotoğraflar sunup, doğru bilgi ve hikayeler paylaşmayı, anlatmayı çok seviyorum. Ayrıca gittiğimiz yerin yöresel lezzetlerini tatmayı ve hikayelerini öğrenmeyi de. Okul da da gezi kulübü sorumlusu olup her ay pano da kendi fotoğraf ve gezdiğim yerler hakkında bilgi paylaşıyorum. Eşimle ve 2 çocuğumuzla beraber kendi arabamızla gezmenin rahatlığı ve kolaylığını yaşıyoruz. Teknoloji konusunda çok iyi olan eşim gps işinden ben ise eşim arabayı kullandığı için tabelalardan sorumlu oluyorum. Çünkü bazen gps yanıltabiliyor.

Gezgin Elif Kübra OĞUZ
Gezgin Elif Kübra OĞUZ

Öyle ki bir ağustos ayında Kars’a yaptığımız gezi de Ani Harabelerini görmeye gittik. Müthiş bir yerdi şu ana kadar Türkiye ‘de 60 a yakın şehir gördüm ama beni en çok etkileyen antik kentti. Tarihi, hikayeleri, elden ele ülkeden ülkeye geçmesiyle büyülenmiştik.

Aniyi 35 derece sıcakta gezerken bir bayan “Şu aşağıda bir kilise var buradan görünmüyor. Biraz inince görünüyor. Onu kaçırmayın” dedi. Biz de teşekkür edip yola devam ettik. Dediği yere doğru ilerledik. Ama ne yol vardı, ne de yürünebilecek bir alan her yer taş ve küçük kayalıklarla dolu idi. Diğer eserlere giden yollar gibi yolu yoktu. Biz ilerledik, taşların üzerinden dikkatlice indik. Arpaçay nehrini en yakın gördüğümüz yere geldik. Ermenistan karşıdaydı. Kilise küçük bir kilise idi ve yarısı yıkılmıştı. Çok güzeldi ama bizi uyaran orta yaşlı teyzenin buraya inme imkanı yok, nasıl indi diye düşünürken biz kiliseyi gördük fotoğraflarımızı çektik ve dönüşte aynı zor yolu bu kez tırmanarak çıktık.

Elif Kübra OĞUZ
Elif Kübra OĞUZ

Ani Harabelerini gezip otele döndük. Otelin lobisinde “Ani’nin Gizemli Yüzü” isimli Vedat AKÇAYÖZ’ün yazdığı müthiş bir eser gördük. Ani harabelerinin birçok açıdan fotoğrafları ve tarihçesi vardı. Kitabı incelerken müthiş bir yapı gördük ve biz bu kiliseyi bugün görmedik acaba yıkıldı mı diye düşündük. Sonra aklımıza geldi ki bizim indiğimiz küçük kilise aslında yolu  taş düşmelerinden kapandığı için birçok kimsenin inmeye cesaret edemediği bir kiliseydi. Bizi uyaran hanımefendinin dediği kilise kitap da ki gidemediğimiz ,fark edemediğimiz kiliseydi. Peki biz ne yaptık.. dedik ya ruhumuz Evliya Çelebi ertesi sabah kalkıp Ani Harabelerine tekrar gidip bu sefer yerini anlayıp öğrendiğimiz Tigran kilisesine gittik. Peki değdi mi? Kesinlikle değdi , müthiş bir yerdi…. Ve şimdi daha müthiş yerler görmek için sabırsızlanıyoruz…

Çünkü hayat gezince güzel….

İnstagram hesabım: @elifkubraoguz

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here